Sunday, May 30, 2010

Bilmek/Bilinmek

Kollarında dolunay, cisminde şavkı, yar geliyor
Çatlıyor yüreğinden şems, kıskanıyor şirin
Nefes veriyor dudağından cemre düşüp bahar geliyor
Dönüyor cümle mevsim, sonsuza yürüyor zaman

Varlığında ateş, yok’unda azab-ı cehennem yakıyor
Tenden azade, can nazarından yüreğime bakıyor
Alıp beni benden; varlığının kutsi buuduna çakıyor
Ateşte donuyor kutub; şarabında demleniyor cihan

Siret-i aynadır bu lakin; gül kim bülbül kim
Kim ki can, kim ki canan; ya bende gönül kim
Ruhum yol alırken menziline; ya sırat, ya müstakim
Açılıyor bab-ı miraç; yükseliyor ruh-u(m) zemin

An’da mesafeler kısalırken, alem sonsuza açılıyor
En kibir iblisim zerre zerre ummanına saçılıyor
Bir çiğnem kalbimden onsekizbin mekan geçiriliyor
Avuçlarımda rayihası; kokluyorum, soluyor gülistan

En sevgili; hayatıma dair her şeyim olmalısın
Her şeyim ki; bana ait bir hayatım kalmasın
Yalnız ve mutlak sen bul, kimseler ben bilmesin
Ruhumu alırken canan, yeniden dirilmekte bu can

No comments: